13 Şubat 2017 Pazartesi

Vazgeçmek mi? Ben almayayım!

Merhaba sevdiğim, madem uğradın buraya artık okursun niyetiyle yazıyorum. Bilmiyorum ama o şehirde senden başka buraya uğrayacak kimsem yok. Ki şansa google amca dan ziyaretçi gelmediyse. Tamam bana zorlama dedin, olmayacağını beni sevmediğin halde kırmadan anlatmak istedin. Ama her mesajıma cevap gelmesin de, her hikayeme ilk senin bakman da ben heyecanlanıyordum. Şimdi bunu sana desem, hesaplarım başkalarında da açık onlar bakıyor deyip sıyrılacaksın. Biliyorum. :) Benim istediğim fazla bir şey değil idi sadece sevdiğim kadarıyla sevilmeyi bekledim, olmadı. Hatayı sende aramak istemiyorum, ben sevmeyi beceremedim. Yapamadım belki, biraz da dil gerekiyor, konuşmak lazım bir şeylerin başlaması için. Ama gel gör ki halimi ben içine kapanık biriyim ve susmayı çok seviyorum. Karşılıklı susuyoruz galiba, ben buna aşığım belki de. Seni bunun için de sevmiş olabilirim? İnan o gün seni gördüğüm de demiştim bu O diye. Ki haklı da çıktım o an yaşadığım mutluluğu hiç bir şeye değişmem. Her şey güzel olabilir idi diyebilirim, bana baktığın da bir adım atmanla.. Her neyse, geçti diyelim. Sen de geçen şey bende geçmiyor bunu da bil hanımefendi. Şu sıralar Leydi diye hitap ettiğim biri var, Senin olamadığın yâr (shift +  ^ + a ile yumuşak â yazımı yapabilirsiniz) yerine koymuyorum ama olsan senden bile öte... Her ne kadar beni çıkarı için kullansa da, sırf sana benziyor diye, seninle aynı kaderi yaşıyor diye. Bağlandım. Ki ben ne kolay kolay bağlanan birisiyim ne de çabuk vazgeçebilen. -oh be, sonunda bağladım konuyu- Her neyse şu an yazacak daha fazla bir şey bulamıyorum. Şunu unutma biri karşıma çıkıp seni seviyorum diyene kadar ben senden vazgeçmeyeceğim. Şöyle bir senin açından iyi haberim daha ver; dua'lar da kestim adını artık. Hayatıma girip senin hayallerini mahvedemem. Ama bi yandan da istiyorum, garip. Artık kiminle evlenirim bilemem ama, hayatıma giren kadına yalan söylemiş olacağım vaziyet bunu gösteriyor. Ben hayallerime kavuşamadım, belki sen kavuşursun.. Geçenler de yazdığım yazıyla sizi baş başa bırakıyorum;

"Yaptığım gerçekten çok saçma. Benden kilometrelerce uzakta olan birisini hâlâ seviyor olmam.. Ya da ben öyle düşünüyorum. Bunu düşünmek dahi istemem ama bir alışılmışlık var. Hiç bir anımız yok mesela, oturup bi yerde kahve de içmedik. Ya da sokaklar da el ele yürürken yağmur bizi hiç ıslatmadı. Islanan sadece yanaklarım, göz yaşlarım sağ olsunlar bu konu da beni hiç yalnız bırakmıyor. Belki ben yeniden birini sevmek istemiyorum, dedim ya kazandığım tüm özellikleri O'na borçluyum. Hatta bu satırları yazdığımı kendisi de biliyor. Ama okumuyor.. Yani sizin yaşadığınız sözde aşkla benim hiç bir bağlantım yok! Sevmek için dokunmak gerekmiyor, ya da her an el ele olmak. İnsan görmeden de sevebilir. Bunu en iyi Hz. Mevlana yapmıştır. Öleceği aslında Yaradanına kavuşacağı günü iple çekmiştir. Biz napıyoruz peki? Ölümden korkuyoruz. Neden? Hazır değiliz ölmeye, dünya da daha çok işleyeceğimiz günahlar var değil mi? Yapacağımız kötülükler, edeceğimiz dedikodular ve iki suratlı oyun oynamalar. Öyle bi islama sahibiz ki, -elhamdülillah- gülmen bile sadaka iken biz zoru olan sadece işlediğin de günah yazılanı tercih ediyoruz. Eğer bu halde cennete giremezsek vay halimize! Galiba aşkım yavaş yavaş imana dönüşüyor. Yine gelmeyeceğini bile bile severmiyim bilemem ama artık ben yoruldum. Gelme de, yerin dolmaz, dolmuyor ki zaten. Senin gözün yüksekler de...
Unutmadan hâlâ İç Anadolu'nun en güzel kızısın.
Vesselam."