Bardağı Bırak!

Okuduğum kitapta çok ilginç bir şey öğrendim...

"..bir bardağı eline alıp, "Sizce bu bardak kaç gramdır" diye hepimize sordu. Bardak şeffaf olduğu için içerisinde bir şey olmadığını gördük. Biraz vakit geçtikten sonra herkes tahmin etmeye çalıştı: "50 gram, 200 gram, 100 gram..."
Seyyah, "Aslında ben de bilmiyorum ne kadar olduğunu ama asıl sorun şu, bu bardağı kaç dakika bu şekilde tutabilirim? Ya da şöyle sorayım, bardağı bu şekilde birkaç dakika tutsam ne olur?"
"Hiç bir şey.."
"Peki bir saat tutsam?"
"Kolun ağrımaya başlardı."
"Peki bir gün boyunca tutmaya çalışsaydım?"
"Tutmaya devam etseydin kolun ağrır, spazm geçirir, hastaneye bile girmek zorunda kalabilirdin."
"Peki süre ne kadar uzarsa uzasın bardağın ağırlığında değişme olur mu?"
"Tabii ki hayır."
"O hâlde kolumun ağrımasına yol açan, beni hastanelik eden şey nedir?"
"Onu sürekli tutuyor olman."
"Peki bu acı ve ağrıdan nasıl kurtulurum?
"Bardağı bırakırsan."
"İşte bu dedi, Seyyah."
Ben dahil kimse bir şey anlamamıştı.
"Hayatımızda karşılaştığımız dünya kokak sorunlar da böyledir. Onlara bir iki dakika takıldığında bir şey olmaz, ancak sürekli zihninde dünya olursa ağır gelmeye başlar, başın ağrır, aklından çıkaramaz, başka bir şey düşünemez hâle gelirsin, gücün tükenir. Dünyadaki sorunları değerleri kadar elimizde tutmak lazım, fazlası zarar. Ne zaman bir davranışınız sizi Allah ile aranızı bozmaya çalışıyorsa hemen bu örneği hatırlayın ve bardağı yere bırakın kardeşlerim. O bardağı havada tutmaya çalıştıkça yorulacağız, kendimizi kaybedip belki hastanelik olacağız. Bardağı bırak!"

Kitap: Fesleğen
Sayfa: 86-87

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Notlarım: #6 "Fesleğen - Hikmet Anıl Öztekin"

Kitap Notlarım: #2 "Elif Gibi Sevmek 2"

Kitap Notlarım: #5 "Söz Mühendisi - Hasan Çep"