Kitap Notlarım: #6 "Fesleğen - Hikmet Anıl Öztekin"

Merhabalar, ne yazacağımı bilmiyorum yine.. Kitabı sonunda bitirdim, keşke hiç bitmeseydi dediğim ve okursanız aynı görüşte olacağınız bir kitap. Çalıştığım avm ye sevgili yazar geldi, imzamı falan aldım neyse de.. Bir sarıldım sanki sevdiğime sarıldım. Öyle bir sarılmayı ilk defa yaşadım. Her neyse onu başka yayında anlatırım aklıma gelirse. Sizi altını çizdiğim cümlelerle baş başa bırakıyorum ve içinden bir tane cümle almanızı istiyorum..

Sayfa sayısı: 216
Kitabın Yazarı: Hikmet Anıl Öztekin
Yayın Evi: Hayy Kitap

  • Biriktirir biriktirir dururdum içimde. Sanki bir gün biri gelip tamamlayacakmış gibi. (sayfa, 13)
  • İnsan en çok da sevdiğinin hatırına alışırmış bir şeylere. (sayfa, 16)
  • "..insanın kalbindeki horoz ötmedi mi evindeki horoz fayda etmez." (sayfa, 17)
  • "..siz de anlatmak istiyorsunuz her şeyi. Çok bildiğinizden değil belki, içinizde tutamadığınızdan." (sayfa, 19)
  • Her sevginin merkezinde özlemek vardır. (sayfa, 21)
  • Eskiye dair bir şeyleri özlemek için illa yaşın da eskimesi mi lazım? Bir şeye özlem duymak için illa yaşamak mı lazım? (sayfa, 24)
  • Anneler, belki de meleklerin nasıl güzel olduklarını anlamamız için dünyadalar. (sayfa, 25)
  • Allah yeniden başlayanların yardımcısıydı.. (sayfa, 26)
  • İnsanın ihtiyacı olan şey mükemmel biri değil, kendisine ayna olacak o kişidir. (sayfa, 29)
  • Dünya döndükçe kirlendi. Belki de öyle temiz sevmeler ancak eskidendi. (sayfa, 31)
  • Çiçeği görünce kopartasın gelmiyor, bir gün sevdiğin geldiğinde anlatmak için eğilip o kokuyu aklında tutasın geliyor. (sayfa, 34)
  • Saniyede 50 milyon hücremiz ölüp tekrar yenileri doğarken nasıl olur da insan değişemiyorum, düzelemiyorum deyip de bu dünya peşinden koşar anlamıyorum. (sayfa, 38)
  • Sabır yorulur mu hiç? Yorulduğumu hissediyorum. (sayfa, 38)
  • Şairler hep kitaplarında bizim gibi sevenlere boş sayfalar bırakırlar. Oraya yazarız birbirimizi? (sayfa, 39)
  • Sevmek demek yan yana gömüleceği kişiyi seçmek demekmiş. (sayfa, 40)
  • Yağmur mu o, evet yağmur. Gerçi bize her gün yağmur.. (sayfa, 42)
  • Fark ettiniz mi, uçurtmalar gökyüzünden eksildikçe çocuk sayısı da azalıyor sokaklarda. (sayfa, 44)
  • Ve eski günleri arıyor insan. Dünya kadar adam, dünya kadar hediye alıyor da hiçbir adam kendi elleriyle yaptığı bir uçurtmayı vermiyor sevdiğine. Gökyüzünden uçurtmalar azaldıkça, başımızı yukarı kaldırdığımızda umutlarımız da, gülümsememiz de güçleşti. (sayfa, 44-45)
  • İnsanlardan hiçbir şey beklemeyenler neden daha mutludur sanıyorsunuz? Çünkü hiç hayal kırıklığına uğramazlar. (sayfa, 47)
  • Kitaplarda güzel duran sevmeler, gerçek hayatta da okunur mu? (sayfa, 47)
  • Eskiden ekerdin, biri gelir sulardı. Şimdi ekiyorsun yağmurunu bile kıskanıyorlar insanların. (sayfa, 48)
  • Çünkü onlar demli çay muhabbetlerinde bizi öğrenenler, samimi dertleşmeler de zayıf noktalarımızı ezber edenler. Hele bir onların önüne geç, nasıl alaşağı ediyorlar adamı. (sayfa, 48)
  • Ve herkes beni ağaca çok iyi çıkar diye bilir. Bilmezler ki sarılmaya ihtiyacım var benim. (sayfa, 49)
  • İnsan bildiğini değil, asıl inandığını özlermiş. Varlığını bilip de varamamanın özlemi başkadır. İnsan, içimizde bekleyen boşlukların sahibini özler. (sayfa, 54)
  • Hatırlanacak bir duygu, bir iz bile yoktur ama onların yokluğu bir yanını yakar adamın. (sayfa, 54)
  • "..cümlenin ortasında çekip gidesin gelir. Ona gidesin gelir, hiç gelmeyene.." (sayfa, 54)
  • Bir insanın ihtiyaç listesin de, hâlden anlayan bir dosttan daha mühim bir kalem olabilir mi? (sayfa, 58)
  • Bir hikâyesi, bir şarkısı olacak insanın. Anlat dediklerin de anlatacağı, ağla dediklerinde ağlayacağı.. (sayfa, 61)
  • Çalışmak, koşturmak değil de hâlden anlamazlar cidden yoruyor. (sayfa, 62)
  • ".. Allah ile dualarda buluşmayı delilik olarak görüp, insanları yerip durmayı gayet normalleştirmişler." (sayfa, 63)
  • Benim vicdanım rahat, e bu rahat ise sorun yok diyoruz da vicdanlar çamurlaşmış haberimiz yok..(sayfa, 63)
  • Ne yani sosyal olacağız diye kendimizle ilişkiyi mi keseceğiz? (sayfa, 64)
  • Madde sürekli ileri giderken mana sürekli geri gitti. Kaçırdık asıl olan şeyleri. (sayfa, 65)
  • İnsan belki de cesaret edemez sensiz eksiğim demeye. Zoruna gider. Seviyorum demek daha kolay. Saman alevi gibi yanıp sönen sevdalarla dolu değil mi etrafımız? İçimize girmeden dıştan yakıp gidiyor. (sayfa, 70)
  • İnsan ne kadar çok öfkelenirse sesini duyurmak için o kadar çok bağırır. (sayfa, 75)
  • Allah'ım, böyle koşturmacalar dünyasın da senden zihin sessizliği istiyoruz. (sayfa, 77)
  • Sevmek, yâr uykudayken doğacak güneşin nöbetini tutmak değil miydi? (sayfa, 83)
  • Sürpriz yapmak için dünyanın her yerinde sabit bir günün olması size samimi geliyor mu? Adı sürpriz ise daha önceden belirlenmiş bir günde yapılmaması ön koşul olması lazım gelmez mi? Adına hediyeleşme günü koysalardı daha mantıklı olabilirdi. Seviyorum diyenlerin romantik günü 14 şubat meşhur koşturmacalara imza atmaya devam ediyor. (sayfa, 84-85)
  • Sizi, buluşmalarınızı aksatsa da, hiçbir ezanda secdesini aksatmayan adamlara güvenin. (sayfa, 85)
  • Eğer bir erkek sizi güzelliğiniz için seviyorsa, yarın daha güzeli geldiğinde de onu sevmeye başlar. Ama sizi en güzel olan Allah için seviyorsa, ne olursa olsun sizi hem bu dünyada hem ahirette sever. (sayfa, 86)
  • "boş muhabbete, lüzumsuz meselelere lafügüzaf denir." (sayfa, 86)
  • Bir gün yüzüm olur da anlatırsam derdimi, derdim sensin diyeceğim. (sayfa, 90)
  • Ve âşık odur ki, kim ne derse desin sevgilide kusur bulmaz, bulamaz. (sayfa, 91)
  • İnsanın ihtiyacı olan şey bu, eksik yanını tamamlamak. (sayfa, 95)
  • "Derdimin dermanı neyse onu gönder Allah'ım. Çekirdeğini gömdüğüm ağaçlar büyüdüğünde bize ne olacaktı? Ayı bardakta mı olacaktı nefesimiz, yok başka şehirlerde mi olacaktı ayak izlerimiz." (sayfa, 100)
  • "..onlar yokken her şey boştur. En çok istediğin şeylerin hiç ummadığın zaman geleceğini düşünür insan. Ve artık ummaktan bile korkarsın." (sayfa, 101)
  • Yarayı açan da yaraya derman da aynı şey olabilir mi? (sayfa, 103)
  • Uzaktan semenin dermanı, imanını arttırmaktır. Eğer özlemekten ölmezsem. (sayfa, 103)
  • Hayatının en güzel gökyüzünde de uçuyor olsa, kuşların en güvenli yuvaları kanatlarıdır. (sayfa, 103)
  • Bir gün görüşemeyeceğinizi bildiğiniz insanlara yakınken hissettiklerinizi hatırlıyor musunuz? (sayfa, 104)
  • Allah'tan çok sevilenler hep giderler. (sayfa, 104)
  • Kimi sevmeli, güzeli mi, güzel yolları sevdireni mi? (sayfa, 109)
  • "..bütün balonları birlikte toplayıp gökyüzüne bırakacağız.." (sayfa, 109)
  • Sahi, insan hiç sevdiğini unutmaya alışır mı? (sayfa, 111)
  • "..özlemenin bile hâlime üzüleceği bir çaresizlikle gittim." (sayfa, 111)
  • Ayrıldım sanırsın, daha çok kavuşuverirsin. (sayfa, 112)
  • İnsanlar Allah'ı dert etmeyi sürekli erteler hâldeler. Gençken böyle şeylere dalmaya gerek yok der gibi, sanki Allah'ı sevmek yaşlılara bırakılmış gibi. (sayfa, 112)
  • Güneş'e ışıktan bakamazdım, Seyyah'a da edepten. (sayfa, 113)
  • "..mesele aşkı şiir sanmak değildi ki, aşka şiir olacak kadar yanmaktı." (sayfa, 113) 
  • Aynı oksijeni kullandığımız birileri de çıkıp, iki gün önce seviyorum dediklerine hakaret ediyorlardı. (sayfa, 114)
  • İnsan sevince her şeyi ona benziyor. Başka şehirde, bambaşka sokaklarda, herkes o, herkesin gülümsemesi o, kiminin saçı, kiminin bakışları, kiminin adımları. Evet, her şey sevdiğine benziyor da, bütün şehri toplasan bir sevdiğin etmiyor. (sayfa, 114-115)
  • İçinizde bir konuşma isteğiyle uyandığınız oldu mu hiç? Veya bir yorulmuşlukla uyandığınız? Neydi bu bizi yoran şey tam olarak? Anıların rüyanıza girip sizi yorduğu oluyor mu? (sayfa, 115)
  • Atların ne için koşturulduğunu biliyorum da, sahi biz ne için koşturuyoruz? (sayfa, 120)
  • Senin olmadığın şehirde yürümek istemezdim.. (sayfa, 120)
  • "..onları sınar. Dertlendirir ki kendisinden uzaklaşmasın, tespihi bırakmasın. Onun için dertlerden, acılardan feryat etme kızım. Onların hepsi senin sesini, duanı güzelleştirmek içindir." (sayfa, 122)
  • Bir kâğıt durduğu yerde ses çıkarmaz, ama kullanmak için tutar kâğıdı ikiye ayırırsan, yırtılma sesini duyarsın, o, kâğıdın feryadıdır. Diğer parçasından ayrılma çığlıklarıdır. Ama sahibi onu faydalı bir işte kullanmak için olması gerekeni yapmıştır. Senin ayrılığın da feryadın da olman içindir. Dua et. Feryadına sahip çık ki Allah yolunda tekâmülün tamamlansın. (sayfa, 123)
  • Sen O'nun için bir karar aldıysan Allah yardım etmez mi hiç sana? (sayfa, 123)
  • Şifam sende Allah'ım, dermanımı göster bana. Dermanım neyse gönder bana. Dermanım neredeyse tut da getir bana. (sayfa, 124)
  • "..soluk alıp veren herkes bir gün soluksuz kalacak. Gün gelecek, kim hangi davayı dert edinmişse artık davalar konuşacak." (sayfa, 125)
  • Hâlden anlamazları uzak tutup bu hâlin derdine ortak olacakları yakınlaştırsın. (sayfa, 126)
  • Aynı kutupta olduklarını söyleyip insanlıktan çıkmışların arasında olmaktansa, farklı kutupların kardeşliği daha doğru değil mi? (sayfa, 127)
  • Zıtlıklar güzelliktir insanlığın olduğu yerde.. (sayfa, 128)
  • "..sırtımızdaki her yaşı indirip bakacaklar neyle doldurmuşuz o yaşları diye. Güzel anılar biriktirmeli yeni yaşımıza kadar ki pastada mumları suçlulukla değil, Allah'ım bu yaşımda da senini için çalıştım diyerek üflemek için." (sayfa, 130)
  • Kader işte, kimi severken yaşlanır kimi de özlerken.. (sayfa, 130)
  • Güzel, özel, şahsına münhasır yanlarını keşfe çıksak bu dünyanın. Ama olmaz işte, illa her şey herkesleşecek. (sayfa, 131)
  • "..aşk saklı kalır yürekte, dayanılamayıp anlatılan da yürekten yüreğe bir kıvılcım olur. Dinlerseniz yanar, okursanız ağlarsınız. (sayfa, 131)
  • Onu da sevdim, durduğu sokağı da, sokağın bulunduğu şehri de. (sayfa, 131)
  • "Bir yol biliyorum. Yâr diye çıktığım, Yaradan'a götüren." (sayfa, 132)
  • Kalbinden dünyayı çıkaramamış insan kalbine başka bir şey alamaz. Önce kalbini temizle ki Allah'ı oraya koyabilesin. (sayfa, 135)
  • Her duanın sonunda çıkıp gelecekmişsin gibi, her adımım da bir kapı sesi geliyor kulağıma. Her çayımı biraz bekletiyorum, olur da karşılıklı içeriz diye. Sanma ki yoruldum, ham olan yorulur, ben bu hasretle her gün pişiyor, tamamlanıyorum. (sayfa, 136)
  • "..İnsanlarla konuşamadı diye üzelmeyip, Allah'ıyla bir konuşmalı şöyle uzun uzun kurarak cümlelerini." (sayfa, 140)
  • Hava soğudukça yaza daha az kalmıyor mu? (sayfa, 140)
  • Öncelikle doğruların peşinden koşmak değil, eğrileri başımızdan savmak gerekir. (sayfa, 142)
  • "Def-i mazarrat celb-i menafıden evladır. (Yani, zararları tef etmek, faydalara talip olmaktan iyidir.)" (sayfa, 143)
  • Yanı başımızda ki insanların gönlüne girememişken, komşumuzun hâlini hatrını adam akıllı sormaktan aciz iken, gelecekteki insanları merak ediyoruz. (sayfa, 144)
  • Hadi yağ yağmur, tam şimdi, şu anda. İkimiz birlikte özleyelim. Gece yarısı gözlerin kapalı, ben de gözlerimi kapatayım. (sayfa, 147)
  • Bazen kendine gelmek için başkalarından uzaklaşman gerekir. (sayfa, 150)
  • Allah'ın emirlerini en sevdiğinin istekleri olarak görüp onları sıkıla sıkıla değil bir muhabbet ve şevkle yapmalıdır. Aynı şekilde, yasaklarından da çekinip her daim O'nun çizdiği sınırlarda kalmalıdır. (sayfa, 158)
  • "..başına gelen musibetlere ve kendisini zora sokan insanlara sabretmelidir." (sayfa, 158)
  • Âşık, aşk hâlinde olduğunu ulu orta insanlara bildirmemeli, ancak hâline baktıklarında insanlar onun âşık olduğunu anlamalıdır. (sayfa, 159)
  • Âşık, kimseyi nefsi için sevmemeli ve kimseden nefsi için nefret etmemelidir. (sayfa, 158)
  • Allah'a emanet ettik yalnızlığı ve hüznümüzü. Yine gece, yine uyanma vakti dertsizler uykudayken. (sayfa, 162)
  • Sevmek, sevdiğin dua ettiğinde hissetmek mi yoksa? (sayfa, 163)
  • O yaranın bir dermanı varsa, işte derman da O'nun emrinde. (sayfa, 164)
  • Dertsizler uyudu, bize kaldı ne varsa.. Kâğıt kaleme sarıldı, biz yalnızlığımıza.. (sayfa, 169)
  • İnsanların gözleri görmeye yararmış. Âşıkların ki ise ağlamaya. Bir de aramaya. Sevdiğini, En sevgiliyi, Allah'ı. (sayfa, 172)
  • Bazı insanlar içimizde biriktirdiğimiz umutları suluyor adeta. Çoğu, güneşimize gölge olsa da bazıları ay gibi, bir yerlerden bulup buluşturduklarıyla umutlarımızı aydınlatıyor. Böyle insanların varlığını bilmek güzel. Uzakta da olsa, güzel insanları bilmek güzel. (sayfa, 173)
  • Her şey yitip gidiyor, bitip tükeniyor da her nasıl oluyorsa şu anılar hiç azalmıyor, hiç bitmiyor. (sayfa, 176)
  • "..seçimimiz nefsimiz için değil Allah için olsun." (sayfa, 177)
  • Sevmeye bile alışıyorsun da, sevdiğini unutmaya alışamıyorsun işte. (sayfa, 177)
  • Belki davul zurnanın uyandıramadığı anneyi, gecenin köründe bebeğinin kısık sesine uyandıran şeyin adı nedir? Aşk.. (sayfa, 180)
  • "..değişmeyeceğine dair kanaat notu kullandığınız dostlarınız var ya, işte onlara dikkat edin." (sayfa, 181)
  • Sahi nerede bu güzel dinleyen insanlar? (sayfa, 181)
  • Her şeye rağmen yine de dingin bir telaşla, insan sevdiğini yanında istiyor. Neden mi? Çünkü her şey herkese anlatılmıyor. (sayfa, 181)
  • Siz hiç sevdiğinizin olmadığı bir geceye, "Kalıversen ya biraz daha. O yok artık, aymasan da olur" dediniz mi? (sayfa, 185)
  • Bir insanın dünyanın bir ucunda bestelenmiş bir müziği dinleyerek diğer ucundaki insan için ağlaması nasıl mümkün olabiliyor? (sayfa, 196)
  • Aynı alfabeyi değil aynı duyguları konuşan tek bir insana öyle hasret kaldık ki. (sayfa, 200)
  • Varsın ama burada değil, İstanbul'da, yanımda değil. Yanımda değilsin diye sevmekten vazgeçecek değilim. (sayfa, 206)
Bu hikaye sırlanmadı, bitti.

Kelime dağarcığıma yenilerini ekledim bu kitap vesilesiyle. Ekledim demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama unutursam buraya bakıp okurum.. :)

tasavvur: zihinde canlandırma
fevkalbeşer: insan üstü, üstün nitelikli insan
hakeza: böyle
hülâsa: özet, öz
müsamaha: hoş görme, görmezlikten gelme
havsalası: akıl, aklı anlamına geliyor diye tahmin ediyorum
nazende: nazlı olan
pinhan: saklı, sırlanmış
lafügüzaf: boş muhabbete, lüzumsuz meselelere denir
nüktedan: ince
mecnun: deli demektir ve Arapça bir kelimedir
mamafih: durum böyleyken, iş bu durumdayken, bununla birlikte
mükerrer: tekralanmış, yenilenmiş
aşiyan: yuva
tamah etmek: çok istemek
muhabbet: Arapça hubb kökünden gelir. Sevmek, meyletmek istemek anlamına gelmektedir.
hemdem: Farsça da hem: birlikte, dem: nefes. Yani birlikte nefes alabilmektir hemdem olmak.
menlem yezuk bilmez yazık: tatmamış ki nerden bilsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Notlarım: #2 "Elif Gibi Sevmek 2"

Kitap Notlarım: #5 "Söz Mühendisi - Hasan Çep"